Giardano Bruno / 17 Şubat 1600
Perhaps you pronounce this sentence against me with greater fear than I receive it
Perhaps you pronounce this sentence against me with greater fear than I receive it
This is a film about a man and a fish
This is a film about dramatic relationship between man and fish
The man stands between life and death
The man thinks
The horse thinks
The sheep thinks
The cow thinks
The dog thinks
The fish doesn’t think
The fish is mute, expressionless
The fish doesn’t think because the fish knows everything
The fish knows everything
Goran Bregoviç / This is a film (Time of the Gypsies Soundtrack)
1. Dünya Savaşı sırasında, yaralı olması nedeniyle cephe dışındaki bir hastaneye gönderilen ve burada Catherine’i ile karşılaşan askerin, hemşirelerden Ferguson ile sohbetinden…
…
Sordum bir gün: Düğünümüze gelir misin, Fergy?
- Evlenmeyeceksiniz ki.
- Evleneceğiz.
- Yo, evlenmeyeceksiniz.
- Neden?
- Kavga edersiniz.
- Henüz kavga ettiğimiz yok.
- Şimdiden belli olmaz.
- Dedim ya, kavga etmeyiz.
- Ölürsünüz öyleyse. Ya kavga eder ya da ölürsünüz. Millet onun için evlenmiyor.
…
Ernest Hemingway / Silahlara Veda
…
I’ll face it with a grin!
I’m never giving in!
On with the show!
…
R.I.P.
Don Kişot ve beraberindekiler; bir handa karşılaştıkları esirden hayat hikayesini anlatmasını isterler. Esir, uzun hikayesini anlatırken laf arasında babasının verdiği bir nasihati aktarır:
…
İspanya`mızda bir deyiş vardır; bence uzun, bilgece tecrübelerden çıkarılmış bütün özlü deyişler gibi bu da çok doğrudur; der ki: Ya kilise, ya deniz, ya da saray. Daha açık söylemek gerekirse, Güçlü ve zengin olmak istiyorsan, ya Kilise`ye gir, ya denizlere açılıp tüccarlık sanatını icra et, ya da sarayda krala hizmet et.
…
La Mancha`lı Yaratıcı Asilzade Don Kişot / Miguel de Cervantes Saavedra
Eğer tanrıyı eğlendirmek istiyorsan, ona planlarından bahset.
If you want to make God laugh, tell him about your plans.
Woody Allen
Ali, blogumdaki yazıyı okuyup bana Mazi`nin güncel bir kaydını gönderdikten sonra “ah keşke bunu yayınlamanın bir yolu olsa” diye geçirmiştim içimden… Başka bir şey dilesem olacakmış. Bir kaç dakika sonra ekşi sözlük’te bir bağlantı çıktı karşıma. Yüklendi.. Yüklendi.. ve cızırtılı titrek bir ses söze girdi:
Ben de gönül çektim eskiden
Yandı hayatım bu sevgiden.
Anladım ki bir aşka bedel,
Gençliğimmiş elimden giden.
…
Bahsi geçen Kültür ve Turizm Bakanlığı sayfasında yer alan başlıklara göre en üstte yer alan sayfadaki nota göre yayınlanan parçalar için Kalan Müzik arşivlerinden yararlanılmış. Ufak bir araştırma ile bunun 1931-1932 yılları arasında Seyyan Oskay tarafından 78′lik plağa yapılan bir kayıt (bknz. Seyyan Hanım / Tangolar) olduğunu (bknz. Tangolara Hayat Veren Ses / Nedim Erağan) öğrendim.
Siliniz kulaklarınızın pasını… İşte Mazi!
Not: Bir üst sayfaya da göz atmakta fayda var.
Bu aralar tangolara takmış durumdayım. Bugün yine araştırma yaparken ilk Türkçe tango olarak bilinen Mazi`ye ve ortaya çıkışının hemen öncesinde bestecisi Necip Celal Andel`in yaşadıklarına ulaştım.
Nedim Erağan`ın Andel ile olan anılarına dayanarak yazdığı bu yazıda iki şey beni çok etkiledi. Birincisi, Andel`in anlatım tarzı.. Okurken İstinye`deki o yalıya gittim ve onunla beraber o pansiyona koştum. Nefes nefese kaldım. Üstüne bir de kötü haber aldım.
İkincisi ise Erağan`ın “Anımsarım eski yıllarımı” diye başlayan paragrafında anlatılan o “eski yıllar”. İnsan ister istemez karşılaştırma yapıyor. Yine bir farkındalık ve ardından gelen acı. Her yeni bir şey öğrendiğimde aklıma gelmeye başladı: “Ignorance is Bliss” / “Cehalet Mutluluktur”.
Buyurunuz efendim,
(ya da Google`dan: Necip Erağan / Tangolarımız)
Sadece yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan da sorumluyuz.
Jean-Baptiste Poquelin, Molière olarak tanınır. (15 Ocak 1622 – 17 Şubat 1673)
—————————————————————————————————————
It is not only for what we do that we are held responsible, but also for what we do not do.
Jean-Baptiste Poquelin, better known as Molière (January 15, 1622 – February 17, 1673)
Bir adayı işgal etmiş bir askerle o adadan bir kız arasındaki ilk dokunuşlar birbirinin vücudunu tanımaya çalışan iki genç sevgilinin arasındakiler gibi olur mu?
Belki.
Bir adayı işgal etmiş bir birliğe o adanın yerel halkı silah verir mi?
İmkansız.
Değil.
—————————————————————————————————————–
Can the first touches between a soldier and a girl from the island that he has helddown be similar to the first touches between two young lovers whom trying to know each others bodies?
May be.
Can it possible for local people to give weapon to soldiers that helddown their island?
Impossible.
No it’s not.
Gözleri kapalıyken göremeyenlerin gözlerini açmasına gerek yoktur.
(Yazarını bilmiyorum)
———————————————————————————————————-
It doesn’t needed for whom can’t see when their eyes are closed to open their eyes.
(I don’t know the owner)
The things you own end up owning you.(Sahip olduklarımız bize sahip oluyor.)
Tyler Durden / Fight Club
Nedir ölüm?
Bir son mu? Bir yok oluş mu?
Evrende, var olan hiçbir şey yok olmadığına göre,
Ölüm yok olma olabilir mi?
Yazarı bilinmiyor
Eski bir sevdadan kurtulmuşum;
Artık bütün kadınlar güzel;
Gömleğim yeni,
Yıkanmışım,
Tıraş olmuşum;
Sulh olmuş.
Bahar gelmiş.
Güneş açmış.
Sokağa çıkmışım, insanlar rahat;
Ben de rahatım.Mart 1940
Yapilan bir arastirmada,Kadinlarin Arkadaslari:
Bir kadin butun gece eve gelmemis. Ertesi sabah kocasina, gece bir arkadasinda kaldigini soylemis. Kocasi karisinin en yakin 10 arkadasini aramis ve hicbiri karisinin kendisinde kaldigini onaylamamis.
Erkeklerin Arkadaslari:
Bir adam butun gece eve gelmemis. Ertesi sabah karisina, gece bir arkadasinda kaldigini soylemis. Karisi kocasinin en yakin 10 arkadasini aramis ve 5 tanesi kocasinin kendisinde kaldigini onaylamis ve diger 5 tanesi ise kocasinin hala kendisiyle birlikte oldugunu iddia etmis.
Iste arkadaslik budur.
The opposite of love is not hate, it’s indifference. The opposite of art is not ugliness, it’s indifference. The opposite of faith is not heresy, it’s indifference. And the opposite of life is not death, it’s indifference.
Elie Wiesel / US News & World Report (October 27, 1986)
Aşkın karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır. Sanatın karşıtı çirkinlik değil, kayıtsızlıktır. İnancın karşıtı sapkınlık değil, kayıtsızlıktır. Hayatın karşıtı da ölüm değil, kayıtsızlıktır.
Elie Wiesel / US News & World Report (27 Ekim 1986)
Not: Beni bu insanla tanıştıran Altay Öktem‘e (bknz. Penguen / Yıldırım aynı yere iki kere düşebilir / 20 Nisan 2006) nacizane teşekkürlerimle efendim.
…
“Hiçbir yaptığımdan pişman olmayacağım.” diye bir karar vermişliğiniz var mıdır? Benim vardır. Çok da faydasını gördüm. Bundan bir hayli zaman evvel böyle bir karar vermemiş olsaydım, üzüntülü günlerimin sayısı muhakkak ki daha fazla olurdu.
…Orhan Veli
İstanbul, Nisan 1945
Her gün bu kadar güzel mi bu deniz?
Böyle mi görünür gökyüzü her zaman?
Her zaman güzel mi bu kadar,
Bu eşya, bu pencere?
Değil,
Vallahi değil;
Bir iş var bu işin içinde.Orhan Veli
Biz hırkadan sonra küpe gelmişiz;
Kıpkızıl şarapla abdest almışız.
Medresede kaybettiğimiz ömrü
Meyhanede aramaktır işimiz.
Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik.Orhan Veli (Varlık, 1.8.1946)
“Edebiyatımızda hedefine bu kadar kestirmeden, bu kadar isabetle varan, kısalığına karşın anlamca bu kadar geniş, yalınlığına karşın biçimde bu kadar çarpıcı pek az taşlama vardır. Orhan Veli yığınla düzyazının yapamadığı ya da güçlükle yaptığı işi, büyük bir kolaylıkla yapabilmektedir.”
Asım Bezirci / Orhan Veli - Yaşamı, kişiliği, sanatı, eserleri
Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!…Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi…Orhan Veli
Hatırlatma için Çağlar`a teşekkürler.
Şu kavga bir bitse dersin,
Acıkmasam dersin,
Yorulmasam dersin;
Çişim gelmese dersin,
Uykum gelmese dersin;Ölsem desene!
Orhan Veli
Orucumu yiyorsam ramazanda
Mübarek aydan habersizim sanma:
Çileden gece oluyor da gündüzüm
Sahura kalkıyorum gün ortasında.
Zaten biliyor ya da her gün dinliyor olabilirsiniz; yine de tekrar okuyun:
Şebnem Ferah`tan, Gözyaşlarımızın Tadı Aynı:
gördüğüm rüyanın etkisinden olsa gerek
garip bir hisle uyandım bu sabah
ya bugün o günse, hayatın son günüyse
içimi korku sardı bu sabahsevdiğim şeyleri düşündüm sevdiğim insanları
gördüğüm ve görmediğim yerleri
son kez uyandıysam, yapamadığım şeyler varsa
içimi korku sardı bu sabahya çok yalnızsam
ya da bomboşsam
zaten bıkmışsam
zamanı harcamışsamsen, ben, o herkes aynı hikayede
başı ve sonu aynı gerisi farklı
bir yerden tutunduysak hayata
boşa geçirmemeli, bırakmamalıderdimiz, yaramız acılarımız farklı olabilir
gözyaşlarımızın tadı aynı
değişik, çok başka gibi gözüken yaşamlar varsa da
pişmanlık herkes için acı olmalıya çok cahilsem
hiç sevmemişsem
cesur olmamışsam
zamanı harcamışsamsen, ben, o herkes aynı hikayede
başı ve sonu aynı gerisi farklı
bir yerden tutunduysak hayata
boşa geçirmemeli, bırakmamalı
Sevgiyle yuğrulmamışsa yüreğin
Tekkede, manastırda eremezsin.
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin.
Powered by WordPress