Yaşa ulan!

March 31, 2006

Kule, yataktan kalkış izni istiyorum

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 6:48 pm

Sabah kalkış saatini 6:30`a aldığımdan beri beklediğimden daha az acı çektim. Aslında ortada aynı miktarda acı vardı ama saati değişmişti, artık sabah rahatça kalkabiliyordum ama akşam 5 gibi kafam düşmeye başlıyordu.

Daha erken yatmak lâzım; mesela 11:30 ya da 12 gayet uygun. Çünkü, gecenin 12`sini yaşamaktansa sabahın 6:30`unu yaşamayı tercih ediyorum. Çünkü, 7:20`de koşudan gelmiş ve çayın suyunu koymuş olarak duşa girmenin keyfi gecenin bir saatinde kapanan gözlerle bir şeyler okumaya çalışmakla karşılaştırılamaz. Çünkü, hiçbir öğünü sevmem, kahvaltıyı sevdiğim kadar. Çünkü, işim artık eski yaptıklarımdan daha az hata kabul edebilir bir konumda; uykusuz olarak yapmayı içime sindiremem.

Pazartesi bir sonraki prototipi uzaya fırlatıyorum; bakalım bu sefer ne olacak.

Herşey çok güzel olacak

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 6:33 pm

Beklediğime değdi be…

Sırf 20. katın manzarasıyla birlikte yenen bol çeşitli öğle yemekleri bile sebep olarak gösterilebilir ki (bir “önce yemek sonra emek” insanı olarak gösteriyorum) bunun yanında iş arkadaşları, yönetimsel insanlar, çalışma ortamı ve proje konuları gibi diğer etkenler de var.

Okuldayken, gerekmediği halde çalıştığım ve yaptığım şeylerin sonucunu görmek güzel; zira, şimdiye kadar hobi olarak çalıştığım konuların neredeyse tamamının birleştiği bir projeye başlıyorum. Biraz uzun süreceğinden ve daha önce uygulayamadığım yazılım geliştirme süreçlerini uygulayıp öğrenebileceğimden, bu aralar keyfim yerinde.

March 27, 2006

İlk değişiklik (İlk halka?)

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 12:47 pm

Freerider`lıktan iş yaşamına geçmek kolay değil. Daha sabah mesaisi provaları yaparken en zayıf yer patladı: kalkış saati. Son bir iki aydır tekrar 6:50`de kalkmaya başlamıştım ancak bu sabah bunun yeterli olmayacağını gördüm. Sebebi de geçen hafta başladığım sabah koşusu uygulaması. Bu uygulamaya göre şu durumda; sabah 15 dakika kadar koşup, duş alıp kahvaltı ettikten sonra saat 8:50 oluyor ki benim bir F-16`m yok. Otbüs/minbüs + 15 dakika yürüyüşü de hesaba katarsak acı gerçek ortaya çıkacaktır: 6:30

Isınma turları

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 12:18 pm

Yarından sonra mesai başlıyor; ısınma yapmadan sahaya çıkmak olmaz. Son bir kaç gündür, bilgisayarımı Kasım ayından beri bir geliştirme ortamı olarak kullanmadığım için; derleyici parametrelerini, bazı komutları ve metin düzenleyici (all text editors suck, vi just sucks less) kısayollarından bazılarını tekrar ediyorum. Diğer konularda ufak bir çalışma planı da fena olmaz. Çook çalışmam gerek çook.

March 25, 2006

Yine, yeni, yeniden

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 8:18 pm

Kısa: Çarşamba günü sabah 9 itibariyle tekrar mesai yapmaya başlıyorum.

Uzun: Geçtiğimiz Aralık ayında başvurup, başvurduğumu unuttuğum ilan için aranmamdan [1] yaklaşık bir hafta sonra belli olduğu üzere, bu hafta Çarşamba günü Tübitak UEKAE`nin Tasarım ve Geliştirme Mühendisliği Birimi`ndeki işime başlıyorum.

Bu hafta, üç adet mülakat, bir adet sınav, bolca evrak toplama ve heyecanla karışık helecan ile geçtiğinden sanki bir gün gibi geldi ve göz açıp kapayıncaya kadar freerider`lığımın sonuna geldim. Önümde iki gün var, bu aylarca süren freerider`lık döneminde izlemeyip eşeklik ettiğim filmleri mi izlesem yoksa mesai saatleri içinde yapılması gereken işleri mi halletsem bilemedim.

Bu sürede bana bolca iş bulmaya çalışan Erdinç Adam`a ve gönderdikleri ilanlarla destek veren diğer isimsiz kahramanlara teşekkürlerimle…

[1]
O: Merhaba Barış Bey, ben falanca yerden filanca. İş başvurunuzla ilgili olarak arıyorum.
Ben: Hmm, ben size başvurmadım ki.
O: Hayır başvurdunuz, CV’niz elimde.
Ben: Haaa.

March 21, 2006

Tey tey tey

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 4:00 pm

Ben: Merhaba Selda Abla, nasılsın?
Selda Abla: İyiyim canım sen?
Ben: İyiyim ben de; sınav sonucunu öğrenmek için aramıştım da belli oldu mu?
Selda Abla: Oldu canım, geçtin.
Ben: İyi, sana da bana da geçmiş olsun o zaman.
Selda Abla: Bence de.

Sürücü kursuna geçen Ekim ayında kaydolmuştum. Benimle beraber kaydolan Eser`in ehliyeti eskimeye başlamıştı… Dile kolay.

Robert Capa / The greatest war photographer

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 12:53 am

AFSAD 3. Kur eğitiminin son dersinde yaptığım Robert Capa sunumunun Microsoft PowerPoint sürümünü burada, OpenOffice.org sürümünü de burada bulabilirsiniz.

Sonraki sürümlerde fotoğrafların altına açıklama eklemeyi düşünüyorum; zira aralarında Robert Capa`nın ünlü “Düşen Asker” fotoğrafı ya da mayına basıp hayatını kaybetmeden önce çektiği son fotoğrafı gibi açıklanması gereken fotoğraflar var ve Göktürk Abi`nin dediği gibi “sunum tek başına olduğumuzda da izlenebilir olmalı”. Yine bir tavsiyesi de güzel bir müzik eklemek, neden olmasın.

Doruk Performans / Başarının Zihinsel Dinamikleri

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 12:25 am

Bir yarışı veya maçı bir gün kazandırıp başka bir gün çok daha düşük bir performansla kaybettiren şeyin, fiziksel antremanların dışında faktörler olduğunu farkedince, hemen onları aramaya başlıyoruz.

Böyle başlıyor Dr. Turgay Biçer`in, Yaşamda ve Sporda Doruk Performans / Başarının Zihinsel Dinamikleri adlı kitabı… İçinde, stres yönetimi, özgüven, zihinde canlandırma teknikleri ve konsantrasyon gibi spor psikolojisine yönelik bir çok konu var ve bunlar olimpiyat şampiyonlarından diğer başarılı sporculara kadar değişik kişilerden örnekler verilerek anlatılmış. Eğer bir spor dalıyla uğraşıyorsanız -ve hatta uğraşmıyorsanız bile- okumanızı öneriyorum.

Anlatılan şeyler gerçek hayata çok uzak gibi görünse ve bir çoğumuzda “fiziksel antreman zihinsel antremandan daha yararlıdır” görüşü yerleşik olsa da en azından bu yöntemlerden bir tanesini deneyin.

Dün, “Olumlu Konuşma” bölümünde yer alan “Olumsuz Düşünceleri Yönlendirmek” başlıklı kısımda yer alan 3 adımı uyguladım ve işe yaradı. Bir önceki serbest dalış antremanında çeşitli sorunlardan dolayı konsantre olamamış ve hatta 1-2 denemede suya bile girmemiştim. Dün sabah ta durum aynıydı. Öğlenki denememde ise “anında” bu düşünceleri kafamdan tamamen attığımı farkettim; günüm de güzel geçti antreman da. Şu an bile Pazar sabahı olan sorunlar hiç olmamış gibi hissediyorum.

Sanırım kendi duygularımızı her aşamada kontrol etmemiz mümkün; bu sadece inanılmaz geliyor. Kitapta sürekli vurgulanan bir kavram da bu: zihinde canlandırma. Örneğin, Michael Jordan`ın kariyeri boyunca neredeyse hiç bir maçta kötü oynamaması; zihninde olumlu bir durum yaratıp her maçta onu canlandırmasıyla açıklanmış (kitapta kendi ağızlarından zihinde canlandırma tekniklerini uyguladığını söyleyen sporcular da var). Acaba Michael Jordan zihinde canlandırma tekniğini uygulamıyor mu; yoksa hayatı boyunca başından maça yansıyacak kadar olumsuz bir olay geçmedi mi?

March 20, 2006

Bu kadar kolay mı?

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 11:48 pm

Birazdan okuyacaklarınız gerçektir, yaşanmış hikayedir. LKD`nin Üniversite Toplulukları Projesi`ne katılmak isteyen biriyle projeyi yürüten benim aramda geçmiştir. İçler acısıdır, ağlanası bir durumdur. Büyük bir hevesle bu projeye katkı vermek istediğini söyleyen biri bundan 4 gün sonra Pardus`a TV kartını tanıtamadığı için projeden ayrılmıştır.

4 gün önce:

Merhaba,
Sizi birazdan uye yapiyorum. Eger projeyi baslangicindan beri takip
etmiyorsaniz liste arsivlerini ve lkd-uye listesindeki LKD Universite
Topluluklari konusunu okumanizi tavsiye ediyorum.

Tesekkurler,
Saygilar,

On 3/15/06, ***** ******* < ***********@*******.***> wrote:
> merhabalar ben **** **************** da ikamet etmekteyim ve burada ******
> ************ **************** ****** ****** Okulunda öğrenciyim. Burada
> anlattığınız türden bir topluluk yok. Burada kimse böyle şeylerle
> ilgilenmiyor zaten. okul okul değil içler acısı bir görseniz ama keske öle
> bir sey olsa bende elimden geleni yapmaya calısırım. saygılarımla…

4 gün sonra:
Aynı kişiye ait “Listeden ayrıldı” iletisi geldiğinde, daha 4 gün önce katıldığını ve ayrılma sebebini merak ettiğimi söyledim. Gelen cevap ve benim cevabım:

Merhaba,
Ben size, yeni basladigimda, /home izinleriyle ilgili tek komutluk bir
cozume sahip bir sorun nedeniyle SuSE’yi en az 10 kere tekrar
kurdugumu soylesem?

Uzgunum ama ne ozgur yazilim’i ne de universite topluluklari
projesini anlamissiniz. Windows’unuzla mutlu bir omur diliyorum.

Saygilar,

On 3/20/06, ***** ******* < ***********@*******.***> wrote:
> evet ama pardus yuzunden sistemime bir turlu tv kartını tanıtamadım nedense.
> o yuzden cok sinir oldum ve listedende cıktım linux ten de….saygılar….

Son cevap, bundan sonra hatta parazit oluşmuş ve iletişim kesilmiştir:

tamam ama ben öğrenci oldugumdan evimde tv yok bu yuzden bunu yapmak
zorunda kaldım ve arastırdım. gonullu yardımcıların dedikleride bu konuyu
daha cozemedik

Vatan için

Filed under: Lirik — Baris @ 5:31 pm

Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik.

Orhan Veli (Varlık, 1.8.1946)

“Edebiyatımızda hedefine bu kadar kestirmeden, bu kadar isabetle varan, kısalığına karşın anlamca bu kadar geniş, yalınlığına karşın biçimde bu kadar çarpıcı pek az taşlama vardır. Orhan Veli yığınla düzyazının yapamadığı ya da güçlükle yaptığı işi, büyük bir kolaylıkla yapabilmektedir.”

Asım Bezirci / Orhan Veli - Yaşamı, kişiliği, sanatı, eserleri

March 19, 2006

Direksiyon sınavı

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 2:53 pm

Dün, sonunda şu ünlü direksiyon sınavına girdim. Pek bir hata yapmadım ve geçeceğimi düşünüyorum. Yani, Selda Abla sonunda temiz bir “Oh!” çekecek gibi görünüyor. Aksi yönde bir gelişme olursa da gelecek Pazar yine sabah 7:30`da kursta olacağım ki bunu hiç istemiyorum.

Sınava gelince; sabahın 7:30`unda kursta toplanmamız ve öğleden sonra 13:30`a kadar işimizin bitmemesi ve kullandığım araçtaki eğitmenimizin sabrının sonlarına yetişmem pek hoş olmadı. 4. vitese ve saatte 80 km.`ye kadar çıkıp, sol şeride çadır kurdum ama yine de gözüne giremedim. Neyseki başka bir yere de girmedik te sağ salim atlattık sınavı…

Sonuçlar ise Salı günü.

Bekleyen işler

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 1:47 pm

Bekleyen işler:
* Aklınızın bir köşesini sürekli meşgul ederler.
* Kafa röntgeniniz çekilse orada kalmış mermi gibi görüntüleneceklerini sanırsınız.
* Ortalıkta bir sürü “yapılacak” başlıklı not vardır ancak hiçbirini okumak istemezsiniz.
* Bu notlara baktığınıza yüzünüze, fırının üzerinde unuttuğunuz ve 15 gündür orada olan makarna tenceresini açtığınızda oluşan ifadenin aynısı gelir yerleşir.
* Rastgele zamanlarda birisi aklınıza gelir ve sizi rahatsız eder.
* Bilgisayarın başına oturunca kalkamamanıza ve bilgisayarı kasanın üzerindeki tuşundan kapatma isteği duymanıza sebep olurlar.
* Bazıları artık zaman aşımından değerini yitirmiştir ve bu durumda, sanki o işi yapmış gibi bir hafifleme hissedersiniz.
* Bir zamanlar hayalini kurduğunuz dizüstü bilgisayar artık “işleri yanında taşıma” anlamına gelmektedir ve alınmayacaktır.
* Of.

March 13, 2006

Debriyaj solda, fren ortada, gaz sağda

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 1:12 pm

Dün akşam, bizimkilerle direksiyon çalıştık. 5. vitesle 3. vitesi karıştırmam ve vites kolunu, bakmadan fareyi bulduğum kadar rahat bulamayıp bakarak aramam dışında pek sorun yok; 2. vitese bile çıktım (vuu).

Bundan 10 saat kadar sonra da sonra sürücü kursundan -çok çilemi çekmiş olan- Selda Abla aradı ve “artık” direksiyon sınavına gelmemi rica etti. Sanki direksiyon çalıştığımı hissetmişti. Perşembe günü sabahtan sınav turuna gidiyorum, herhalde Cumartesi günü de sınava gireceğim. Eğer olur da Kasım`dan beri almaya çalıştığım B tipi ehliyetimi alırsam, hemen A tipi için kursa kaydolacağım ve Selda Abla`ya geçmiş olsuna gideceğim. Havalar iyice ısınmadan bir motor almak gerek.

Gün olur

Filed under: Lirik — Baris @ 1:07 pm
Gün olur, alır başımı giderim,
Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda.
Şu ada senin, bu ada benim,
Yelkovan kuşlarının peşi sıra.

Dünyalar vardır, düşünemezsiniz;
Çiçekler gürültüyle açar;
Gürültüyle çıkar duman topraktan.

Hele martılar, hele martılar,
Her bir tüylerinde ayrı telaş!…

Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi…

Orhan Veli

Hatırlatma için Çağlar`a teşekkürler.

Resmiyet

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 1:01 pm

Artık resmi olarak mezunum. Geçen hafta içinde geçici mezuniyet belgemi aldım ve okuldan koşarak uzaklaştım. Okul, hala “bu dönem ders kaydı yaptırmadığımı” söyleyen belgeler göndererek beni korkutmaya çalışıyor ama artık belgem var.

Peki, bu belgeyi alınca zıplayıp topuklarımı birbirine vurdum mu: hayır. Bunda, daha önce çalışmış ve okul olmadan tam zamanlı çalışmanın nasıl bir şey olacağını düşünmüş olmanın verdiği “heyecansızlığın” payı olsa gerek. İlk fırsatta bir yüksek lisans programına kayıt olup tekrar öğrenci olmak gerek.

Freebeer: Yine Yeni Yeniden

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 12:44 pm

Beypazarı gezisinin ardından hemen Tunalı`daki Golden Pub`a koştum. Çünkü bir kaç gün önce hızlıca yapılan bir organizasyonla Freebeer düzenlemeye karar vermiştik. Doğu da sık sık takıldığı bu mekanda bize “dalgıç” kod adlarımızı vermiş ve bu sihirli sözcüğü söyleyenlere %20 indirim yapılmasını sağlamıştı. Yenilerden sadece 3 kişinin olması topluluk için üzücüydü ama yine de “her koşulda her yerde” olduğu gibi eğlenmesini bildik.

Hep “İçkinin su gibi aktığı” derler ancak içki kadar su içemediğimden bu deyimi kullanmıyorum. İçkinin bira gibi aktığı gecenin sonunda “dalgıç” kod adlı indirimli arkadaşları bırakıp AŞTİ`ye doğru demir aldım. Çünkü, bu günlerde -iş arama stresinden olacak- çok sıkılmıştım ve biraz değişiklik gerekiyordu. Metroya inip bilet almak, burada AŞTİ yönünü bulmak, AŞTİ`de peronu bulmak her zamanki kadar kolay olmadı ancak bir şekilde 20 dakika öncesinden koltuğumdaydım.

Sabah saat 4 gibi uyanıp, daha önce geçmediğimi düşündüğüm bir yerde olduğumu sanıp, “Herhalde yanlış otobüse bindim, neyse sabah hallederiz” diyip tekrar yatmam dışında önemli bir gelişme olmadı ve bir baş ağrısıyla süslenmiş lens kuruluğu eşliğinde Antalya otogarına vardım. Hepsi geçti.

Beypazarı’ndan kalanlar

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 12:20 pm

* Cepte bir adet erik kurusu
* Bir makara tab edilmeyi bekleyen film
* Fotoğrafı çekilen çocukların isimlerinin yazdığı kağıt
* Av malzemeleri satan Osman Amca’nın kartı
* Bir sonraki çekim gezisi için planlar
* Ucuz şarabı “Bağ Evi”nde pahalıya içmenin acısı
* İki yeni arkadaş
* Bolca anı

March 3, 2006

Rahat

Filed under: Lirik — Baris @ 12:30 pm
Şu kavga bir bitse dersin,
Acıkmasam dersin,
Yorulmasam dersin;
Çişim gelmese dersin,
Uykum gelmese dersin;

Ölsem desene!

Orhan Veli

Powered by WordPress