Yaşa ulan!

October 31, 2005

Cemal Süreya - Onüç Günün Mektupları

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 12:50 am

Cemal Süreya’nın, önemli bir ameliyat öncesinde hastaneye yatan eşi Zuhal Tekkanat’a, hastanede yattığı 13 gün süresince bulunduğu değişik yerlerden yazdığı mektuplar.. Buna ek olarak kitabın yeni baskısında farklı zamanlarda yazılmış 24 mektup da eklenmiş.. Daha da güzeli, her mektubun yanına Cemal Süreya’nın el yazısıyla yazdığı orjinalinin de basılmış olması.. Kitabın baskısı kendisinin ölümünden sonra Zuhal Hanım’ın bulduğu bir isimle yapılmış..

Dün gece bir oturuşta bitti.. “Aşk mektubu yazılacaksa böyle yazılmalı” dedim bitirdikten sonra..

Cemal Süreya / Onüç Günün Mektupları

Mavi Perdeler

Filed under: Baris'in gözüyle — Baris @ 12:20 am

Evin dış cephesine aldanmayın. –Ben de görmedim ama- içerisinin ne kadar özenli ve düzenli olduğunu perdelerden tahmin edebilirsiniz. Isparta’nın eski evlerinin bir çoğunun kerpiç dış cepesi bu şekilde; ancak perdeler her şey anlatıyor.

Bu arada, gökyüzü üzerinde herhangi bir renk oynaması yok. Resim işleme programlarından en az bu gökyüzünün nasıl bu kadar güzel bir renkte çıktığını anlamadığım kadar anlamam.

Mavi Perdeler

Isparta elma bahçeleri

Filed under: Baris'in gözüyle — Baris @ 12:17 am

Diş tedavimden dolayı şu elmalardan hatur hutur yiyemedim ama otobüsteki kalan 39 kişi hatur hutur yedi.. Bir üzerine 1 kilo alıp eve getirdim.. Ev arkadaşlarım da hatır hutur yedi..

Isparta elma bahçeleri

Gümüş Bloklar’ı hiç böyle gördünüz mü?

Filed under: Baris'in gözüyle — Baris @ 12:04 am

Gümüş Bloklar

October 30, 2005

Kitap en iyi arkadaştır

Filed under: Baris'in gözüyle — Baris @ 11:57 pm

Kitap en iyi arkadaştır

Kovada Milli Parkı

Filed under: Baris'in gözüyle — Baris @ 11:50 pm

Böyle bir yer var..
Kovada Milli Parkı

Alışveriş

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 11:24 pm

Bir alışveriş listesinde sadece tuvalet kağıdı, domates, kekik ve 1-2 ufak tefek şey olup da alışveriş sonunda “genel toplam” nasıl 55 milyon olur anlamadık. Herşey dün ev arkadaşlarıyla topluca alışverişe çıkmamızla başladı. Bu sonuca neden olan hataları sıralıyorum. Cümbür cemaat evlerde bu hatalara düşmeyin:

1) Bir şey alırken 3 kişi kaldığınızı hesaba katarak “Aaa bu 3P lira ama kişi başı P lira yapıyor” _asla_ demeyin. Çünkü o nane normalde olacağı gibi 3T değil T sürede bitecektir.
2) Alışveriş arabasına bakıp genel toplam tahmininde bulunmayın: “Bu zaten 8`li tuvalet kağıdı ve hem ucuz hem de çok yer kaplıyor ve alışveriş arabası bundan bu kadar dolu görünüyor. Daha bissürü şey alabiliriz.” demeyin.
3) Size yanaşıp da “Merhaba, falanca filanca peynirini denediniz mi?” diyen bayanlar “ne kadar şeker olurlarsa olsunlar” aslında size sadece peynir satma amacı taşıyan insanlardır: “Hah hah evet ne şeker peynirmiş bunlar” demeyin. Aslında bayan ev arkadaşı olunca bu gibi hatalara düşmememiz gerekiyor ama yalnız yakalıyorlar.
4) Yemek yapmaya zamanınızın çok olacağını düşünmeyin. Öğrenci evidir, kahvaltı ile bir çok öğün geçiştirilecektir. Bu nedenle “Bunu da pişiririz, hatta Osmanları da çağırırız” gibi planlar kurmayın. O aldıklarınız bozulacak, Osmanlar da sadece bira içmeye gelecektir.

Bu 4 kuralı uygulayın cebiniz ve içiniz rahat olsun. Aman diyim.

Ayakları uzatıp kitap mı okusam ne!

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 11:07 pm

..ve geçtiğimiz Cuma işlerimi bitirip iş arkadaşlarımla vedalaştım.

Bugün Pazar –yani zaten çalışmadığım bir gün- olmasına rağmen yine bir hafiflik vardı üzerimde.. Sanıyorum yarın kendi çekim gezimi düzenleyeceğimden ve bütün gün nereye gidebileceğimi düşündüğümden. Ocak ayına kadar orda burdayım işte..

Bugün de Atakule’nin hemen aşağısındaki Botanik Parkı’na uğradım. Yarın akşam siyah-beyaz film banyosu yapacağız ancak ben daha makinenin içindeki renkli filmi bile bitiremedim. Koca parktan 10 kez deklanşöre basmış olarak ayrıldım.

Parktan çıkışta eski ev arkadaşıma uğradım. Hem oturduk bir çay içtik hem de gitar hocama vereceğim Fedora Core CD’lerini aldım. Evet.. gitar hocama GNU/Linux lazım olmuş. Cumartesi günkü derste telefonda konuştuğu birisine “Linux mu? Tamam gelirken getiririm” demesinden sonra lafa girdim ve getirebileceğimi söylemiştim. Telefondaki kişi GNU/Linux’un internet ortamlarında güvenli ve sorunsuz olduğunu duymuş meğer. Neyse.. Akşam 5 gibi dersaneye bıraktım CD’leri..

Yarından itibaren de hergün ertesi gün ne yapacağımı düşünmeye başlıyorum. Tabi bu arada mezun olmayı ve tekrar etmem gereken konulara eğilmeyi unutmuyorum. Hadi bakalım, kolay gelsin bana.

October 27, 2005

Yakında “freerider” oluyorum..

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 8:16 pm

Daha önce yazmadığım üzere, şu an çalıştığım yerden Ekim ayı başında ayrılma kararı almıştım. Sözleşmede yer alan 2 ay öncesinden haberdar etme kuralı nedeniyle ancak 30 Kasım’da ayrılıyor olmam gerekirdi ancak elimdeki kodlama ve belgeleme (bizden sonraki nesillere yol göstermesi için) işleri kah geri çekildi kah tamamlandı ve bugün akşam itibari ile üzerimdeki işler bitmiş durumda. İnanmayacaksınız ancak ufak ufak aldığım “2do” notları bile bitti :-) Bu durumun dayanılmaz hafifliğini karşılaştırabileceğim tek durum bir iş gününün bitiminde o gün planlanan işleri bitirip CVS’e atmış olarak eve gidiyor olmak. Ama tahmin edileceği üzere şimdiki durum daha “hafif”.

Bundan sonraki planlarıma gelince.. Öncelikle bir süredir zaman ayıramadığım gitarıma daha çok zaman ayıracağım, kendi çekim gezilerimi yapacağım, salona tekrar “gidebilmeye” başlayacağım. Bu saydıklarımdan bana para kazandıracak olan bir tanesi olmadığından bir kaç aylık kemer sıkma dönemi de başlıyor. Bu arada, okuldaki dönem başından beri uğramadığım dersime (tek dersime) ve sadece e-posta yoluyla görüştüğüm bu dersin hocasına da bir uğramak gerekiyor diye düşünüyorum. 14 Kasım’da başlayacak sınav haftasına da yavaştan çalışmaya başlamak gerekiyor.

İşle ilgili olarak ise.. Başvurmayı düşündüğüm yerler diploma olmadan başvurmayı göze alamayacağım koca koca göbekli kurumsal amcalar olduğu için öncelikle diplomayı beklemek istiyorum. Zaten bu en az 2 aylık bir “freerider” dönemi demek. Bu sürede tekrar edeceğim bir kaç şey olduğundan pek boş zaman geçireceğim söylenemez. Bundan sonra ise –tahminen Ocak başında- güncellenmiş bir CV ile Teknokent ofislerini dolaşmaya başlayacağım. Önceliğim yine ODTÜ Teknokent olacak çünkü buraya gerçekten çok alıştım. Öğlen çarşıda yemek yemek gibi şeyler ve Teknokent’in genel havası hoşuma gidiyor. Örneğin, 2-3 hafta önce bir iş görüşmesine gittiğim Bilkent Cyberpark çok soğuk ve kötü tasarlanmış geldi bana.. Özetleyecek olursam “bahçe düzenlemesinden bihaber iki tane karşılıklı küp” diyebilirim. Şehir değişikliği ise şu anki planlarım arasında yok. Askerlikten sonra bir İstanbul planım var ancak Ankara’nın düzenine daha fazla alışırsam daha zor bir hale gelebilir.

Özetle, bu iki aylık sürede bana iyi eğlenceler, çalışmalar, çekimler, başvurular ve diplomalar..

October 26, 2005

Yalnızlık

Filed under: Baris'in gözüyle — Baris @ 2:06 am

Yalnızlık

..but what I *do* that defines me.

Filed under: Lirik — Baris @ 1:46 am
It’s not who I am underneath, but what I *do* that defines me.

Bruce Wayne / Batman Begins (2005)

Dirty Harry monitörlerimize konuk oluyor..

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 1:04 am

Efsanevi Harry Callahan (aka Dirty Harry)’ın oyununu yapmak için Warner Bros. ile Clint Eastwood anlaşmaya varmış. Oyunda Clint Eastwood’un yüzünü ve sesini bekliyorum doğal olarak. 2006′da yapılacak bir oyunda San Francisco sokaklarının aynen olacağına da şüphem yok. Sırf bu yüzden Windows kurulurmu kurulur..

Yalnız, 1971 tarihinde çekilen bir film için 2006′da oyun yapılmasının nedeni ne olabilir merak ediyorum. Bu zamanlardan konu çıkmaması? Bu filmin unutulması? Clint Eastwood’un böyle bir teklifle Warner Bros.’a gitmesi?

October 25, 2005

Oh be dünya varmış..

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 11:57 pm

Bugünkü serbest dalış antremanından sonra hissettiğim ve söylediğim şey buydu.. Birincisi, artık “Yaz gelse de Antalya’ya gidip yüzsem” demiyorum.. İkincisi tüm vücudu çalıştıran ve –benim kontrolüm haricinde- düzenli olarak yaptığım bir spor dalı buldum (N senedir yapmak istediğim ve başaramadığım haftasonları düzenli olarak basketbol oynama fikrinden vazgeçtim). Hele ki antremanlardan sonra sıcacık duş alıp bir tane de gofret yerseniz gerisi boş.. Oh be dünya varmış..

October 22, 2005

A Google approach to email.

Filed under: Lirik — Baris @ 5:31 pm

Biraz once Google’in ilk muhendisi Paul Buchheit’in bir blog yazisini okudum. Su paragraf oldukca onemli mesajlar iceriyor:

We had a lot of ideas, but first we spent a lot of time talking to all kinds of people about their email. They let us watch over their shoulders and helped us really understand how they use email and what they need from it. We didn’t want to simply bolt new features onto old interfaces. We needed to rethink email, but at the same time we needed to respect that email already had over 30 years of history, thousands of existing programs, and nearly a billion users. So we started by learning which features were most important, and which problems were most aggravating. We also realized that solving everyone’s problems was too big of a challenge for the first release. It would be better to build a product that a lot of people love, than one that everyone tolerates, and so that was our goal.

Tumu icin: Guess what just turned 34?

Fiyasko

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 5:24 pm

Kisa: Ehliyet sinavina giremedim.

Uzun: Sabah 11`deki ehliyet sinavina 9.30`da kalkmama ragmen gec kaldigimdan giremedim. 11.15`te olay mahalline varabildim ve –kapidaki gorevli, icerideki nobetci polisler ve okulun mudurunden- 11`den sonra gelenlerin “kesinlikle” iceri alinmadigini ogrendim. Bu sinav icin gitar kursumu da ekmistim. Yine haftaici bir is cikisinda kostura kostura 18:30`a yetismek zorunda kalacagim. Bir sonraki ehliyet sinavi icin 10 Aralik`i beklemem ve sinav ucreti olan 22 YTL`yi tekrar yatirmam gerekecek. Ama yine de bu hersey kotu demek degil:

1) Calisamamistim ve motordan buyuk ihtimalle kalacaktim. 10 Aralik tarihi surpriz olmadi aslinda..
2) B tipini gec alacagimdan A tipi de gecikecek ve motoru ancak Mart`a dogru alabilecegim, bu sayede de daha az krediye girecegim.
3) Direksiyon sinavina da calisamamistim (calistiranim da olmadi ki) ve bu sayede o da ertelendi.

Imza: Polyanna

October 15, 2005

RTFM

Filed under: Lirik — Baris @ 6:15 pm

Bugun ugu.com‘dan gelen bir ipucu.. Sadece UNIX icin dusunmemeli.. Bir de STFN [1] var ama onu sadece UNIX icin dusunebilirsiniz :-)

BE A GURU - RTFM

The best way, is to learn
to be the best Unix Guru is
take the time to RTFM. Do
not always depend on someone
else to be there with the
knowledge.

DON’T BE LAZY!

By the Way, for those that
don’t know by now.

RTFM = READ THE F^CKING MANUAL

[1] Search the F.cking Net

October 11, 2005

Beni bu güzel havalar mahvetti..

Filed under: Hayat Memat, Lirik — Baris @ 4:19 pm

GÜZEL HAVALAR

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Efkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti

Orhan Veli

Her olum erkendir..

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 1:47 pm

Sair-Yazar Attila Ilhan hayatini kaybetti..

Basimiz sagolsun.

October 7, 2005

1. Kur kalkmak üzere, 2. Kur yolcusu kalmasın

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 9:38 pm

Bu Çarşamba günkü kompozisyon konulu dersle beraber AFSAD Temel Fotoğraf Eğitim 1. Kur Seminerleri’nin sonuna geldik. 2 saat kadar sonra başlayacağımız Eğridir Gölü çekim gezisinden ve gelecek Çarşamba günkü fotoğraf değerlendirme toplantısından sonra 5 haftalık süreç bitiyor.

2. Kur’un başlangıç tarihini henüz öğrenemedim ama katılmayı düşünüyorum. Özellikle karanlık oda eğitimleri ve eski ev arkadaşımın hala bizde duran agrandizörü güzel bir ikili oluşturabilir. Ondan sonra da asıl önemli olan kısım 3. Kur gibi görünüyor; zira tamamen kompozisyon ve etik/estetik gibi konularla ağırlıklı olarak geçecek ve bunlar bence işin en önemli kısmı. Net alan derinliği ya da diyafram örtücü ilişkisi kitaplardan da öğrenilebilir ama kompozisyon üzerine tartışmayı tek başımıza bulmamız biraz zor.

Ceritoğlu Konağı

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 9:20 pm

İşte Kalede çekim gezisi başlıklı yazıda adı geçen konağın bahçesi:

Ceritoğlu Konağı - Bahçe

İki katlı ve ev düzeni bozulmadan hazırlanmış ve yer minderlerinde yer sehpalarıyla yiyorsunuz. Balkonunu özellikle tavsiye ediyorum.

Kale’de çekim gezisi

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 9:09 pm

Tee geçen pazarki çekim gezisinden ancak şimdi bahsedebiliyorum. Yani bir hafta sonra başka bir gezi öncesi. Bu akşam da 23:30′da Eğridir Gölü’ne gitmek üzere yola düşeceğiz ve öncesindeki bir kaç saatten birini biricik bloguma ayırmaya karar verdim. Bu gezinin notlarını da en kısa zamanda yazabilirim umarım.

Geçen hafta Pazar günü sabah erkenden başladı. Bir kaç haftadır haftaiçi uyanma saatlerimi haftasonuna da uyarlamaya çalışıyorum. Pazar günü 7′de kalkmak kulağa hoş gelmese de bünyeye çok iyi geliyor. Sağlam bir kahvaltıdan sonra saatin 8 olması ve o günün boş olması kadar keyiflisi yok. Gitar derslerim de Cumartesi’ye alındığından Pazar’ım canım benim..

Çekim gezisi 13′de toplandığımız Ulus Çarşısı’ndaki Akmanlar Pastanesi’nde başladı. Orada da güzel bir sütlü kahveden sonra iyice kendime geldim. Orada fazla oyalanmayıp heykelin oradan diğer arkadaşları da aldıktan sonra yaklaşık 20 kişilik bir grup olarak kaleye tırmanmaya başladık. Fazlı Hoca’nın övgüyle bahsettiği Ceritoğlu Konağı’nda yiyeceğimiz şeyleri (mantı ya da gözleme) önceden sipariş ettik. Bir aile tarafından işletilip ufak bir mutfaktan servis yapıldığı için gecikmeler olabiliyormuş. Özellikle mantı çok övülmüştü ve gerçekten övüldüğü kadar var. Ulus’a yolunuz düşerse –doğrudan tarif edemeyeceğim- bu konağa uğramanızı öneriyorum. Mantısı bir harika.

Kalenin en tepesine varana kadar geçtiğimiz dar sokaklarda da bir kaç denemeden sonra kaleye çıktık. Havanın kapalı olması ve hafiften yağmur çilemesi günün kötü süpriziydi. Bir çok yerde tripod kullanmak zorunda kaldım. Ara sokaklardan birinde örgü ören teyzelerin fotoğrafını çeken bir arkadaşa teyze’nin “Oğlum izin alsana, hep çekiyorlar ama izin alıyorlar” diye çıkışması ve bu –dijital makine kullanan- arkadaşın da “İsterseniz silebilirim hemen teyzecim” diyerek teyzenin orada kilitlenmesine neden olması günü ilginç olaylarından biriydi.

Kaledeki gezi sonunda ise hemen çıkıştaki Rahmi Koç Müzesi’ni gezdik. Gerçekten hoş bir koleksiyon olmuş. Denizcilik, Mühendislik, Demiryolları gibi konularda maketler ve eski parçalardan oluşuyor.

Günün sonundaki sinema etkinliğine ise yorgunluktan ve bugünlük bu kadar etkinlik yeter yoksa yarın sabah kalkış etkinliğine katılamayacağım diyerek katılmadım.

Bakalım bu pazar nasıl olacak. Öğleden sonra çıkacağımız “bol molalı olacağı söylenen” dönüş yolculuğu da çok keyifli olacak gibi geliyor.

October 6, 2005

Avrupali oldunuz…

Filed under: Hayat Memat, Lirik — Baris @ 6:25 pm

Avrupali oldunuz…

October 2, 2005

İki hata

Filed under: Lirik — Baris @ 11:37 pm
Hakikate giden yolda insan iki hata yapabilir;
Sonuna kadar gitmemek ya da hiç başlamamak.

Buddha

October 1, 2005

Hem calisip hem de gece 24 seansina giden delidir

Filed under: Hayat Memat — Baris @ 4:28 pm

Dun gece Teoman Adam ve Haldun’la Night Watch adli filme gittik. Ancak gece 11 gibi yemek yiyip hemen ardindan da rahat sinema salonu koltuklarina kurulunca kestirmemek icin kendimi zor tuttum. Yine de aralarda dalmisim ki bir ara ortaya birden bir baykus cikti nereden geldigini anlamadim. Hele ki o baykus bir kadina donusunce –nasilsa ucu kacti diyerek- kendimi kasmayip kestirmeye devam etmekle filmi anlamaya calismak arasinda gidip geldim. Neyse ki arada ictigim sutlu kahve beni biraz kendime getirdi. Sonucta ilginc bir ruya gormus gibi oldum.

Filmi ise genel olarak tavsiye edebilirim. Ozellikle rus yapimi olmasi ve bildigimiz gerilim filmlerini aratmayacak kadar kaliteli olmasi onu izlenmesi gerekenler arasina sokuyor. Gidin gorun, begenmezseniz kestirirsiniz.

Powered by WordPress